Buzağıların Geleceği İçin Neden Tamamlayıcı Yem Kullanılmalı?

#

Bir süt işletmesinin karlılığı, sürdürülebilirliği ve geleceği elde edeceği sağlıklı buzağılara bağlıdır. İşletmenin temelini buzağılar teşkil eder. Bu nedenledir ki  işletme yöneticileri ve teknik personelinin yegane hedefi, doğan buzağıların öncelikli olarak hayatta kalmasını sağlamak, sonrasında ise hastalıklardan koruyarak yüksek verimli birer damızlık veya kasaplık hayvan olarak işletme ekonomisine katmaktır. Maalesef günümüzde buzağı ölümleri halen gündemi meşgul edecek kadar önemli boyuttadır. Dünya genelinde yayınlanmış verilere göre buzağı ölüm oranı %3-17 arasında değişmektedir. Ülkemizde ise bu oran resmi olmayan verilere göre %15-23 arasında değişiklik göstererek bir hayli yüksek seyretmektedir. Doğan buzağıların %7-11’inin sütten kesim zamanından önce öldüğü, ölümlerin %33 oranının ilk üç haftalık yaşta gerçekleştiği saptanmıştır (NAHMS, 1993 ve 2007). Buzağıların neonatal dönem ölüm nedenleri araştırıldığında en yaygın sebeplerin başında ishallerin geldiği saptanmıştır.

Ölümle sonuçlanan ve işletmede ciddi ekonomik kayıplara neden olan E.coli, Salmonella spp, Clostridium perfringens tip A, rotavirus, coronavirus, criptosporidia gibi etkenlere erken dönemde maruz kalma riskleri son derece fazladır. Bu nedenle pasif immunite çok önemlidir. Ruminantlarda Ig’lerin plasental transferi çok az olduğu için yeni doğan  buzağıda pasif immunitenin temel ve tek kaynağı ilk sağımda elde edilen ağız sütüdür. Bu nedenle ağız sütünü doğumu takip eden ilk 2 saat içerisinde içirilmesi ve ilk 24 saatte doğum ağırlığının %10’u kadarına ulaştırılması esastır.

Doğru zaman, miktar ve kalitede alınmayan ağız sütü, sonucu %52 oranında ölümle sonuçlanan buzağı ishallerine neden olur. Buzağılarımızın ishallerden korunması için;

  • Doğum ve barınak hijyenine dikkat edilmeli,
  • Doğum sonrası septisemi serumu uygulanmalı,
  • Doğumdan önce anneye uygulanacak aşı programı ile ağız sütü kalitesi Ig’ler yönünden iyileştirilmeli,
  • Buzağının ilk 24 saat yeteri kadar ağız sütü aldığına dikkat edilmeli,
  • Kullanılan biberon ve emziklerin uygunluğu ve temizliği kontrol edilmeli,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirici immun modületörler ile vitamin-mineraller verilmeli,
  • Barsak florasını dengeleyici prebiyotikler kallanılmalıdır.

Tüm çiftlik hayvanlarının beslenmesinde yemlere katılan antibiyotiklerin, bağırsak florasında hastalıklara sebep olan patojenleri yok ederek yemden yararlanma oranını arttırdığı ve büyüme  üzerine olan olumlu etkileri iyi bilinmektedir. Ancak uzun süre yemlere katılan antibiyotiklerin  bakteriyel dirence yol açtığı ve hayvanlardan elde edilecek ürünlerde kalıntı bırakarak insan sağlığına olumsuz etkisi nedeniyle antibiyotik büyütme faktörlerinin kullanımı tümüyle yasaklanmıştır. Yasaklanma ile bağırsak florasının dengesini korumak, güçlendirmek, bağırsak florasında üreyebilecek hastalık etkenlerinin ortadan kaldırabilmek ve hayvanların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için antibiyotiklere alternatif tamamlayıcı yem ürünleri geliştirilmiştir. Çiftlik hayvanlarında hem bağışıklık ve performansı desteklemek hem de potojenlerden kaynaklanan ölümleri  engellemk için β-glukanların tamamlayıcı yem maddesi olarak kullanılması en iyi alternetifler içindedir.  Makrofaj ve nötrofillerin fonksiyonel aktivitesini artıran β-glukanlar bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahiptir. Yapılan pek çok bilimsel çalışma S.cerevisiae’den elde edilen β-glukanların çok iyi bir immun modülatör olduğunu ortaya koymaktadır (Brown GD 2003).

Yine çiftlik hayvanları üzerinde yapılan pek çok çalışma başta Vitamin E olmak üzere, A, D ve B6 vitaminleri ile selenyum, çinko, bakır, demir ve kobalt minerallerinin bağışıklık sistemi üzerine etkin rol oynadığını ortaya koymaktadır (Kidd 2004).

Çiftlik hayvanları üzerine yapılan çalışmlarda Saccharomyces cerevisiae’nin hücre duvarından elde edilen, mannan-oligosakkaritlerin (MOS), doğal bir  prebiyotik olarak  alternatif  tamamlayıcı yem maddelerinin arasında yer almaktadır. Mannan oligosakkaritler özellikle genç hayvanların bağırsaklarında patojen mikroorganizmaların üremesini sınırlamakta ve bu yolla hayvanları hastalıklara karşı daha dirençli kılmaktadır (Ergün, 2007; Sırakaya, 2008; Türkmen ve ark., 2011). Yapılan bir çalışmada buzağı süt ikame yemlerine MOS katkısının yem tüketimini artırdığı ve buzağılarda ilk bir ayda ishal vakalarını engellediği bildirilmiştir (Heinrichs ve ark., 2003). Yine yapılan çalışmalarda; kurudaki inek rasyonlarına ilave edilen MOS’un da doğan buzağılarda  immun cevabı artırdığı tespit edilmiştir (Sırakaya, 2008).

Tüm bu bilgiler ışığında doğru bakım ve besleme koşullarında yapılan buzağı yetiştiriciliği ile önemli ekonomik kayıplara sebep olan buzağı ishallerinin önüne geçmek mümkün olmaktadır.


                                                                                           Dr.Veteriner Hekim Serdar SIZMAZ