Ketozis

#

Geçiş dönemi diye adlandırdığımız doğumdan önceki son 3 hafta ile doğumdan sonraki ilk 3 haftalık dönem, ineklerin fizyolojik durumlarının değişmesiyle beraber bir çok metabolik hastalıklara duyarlı oldukları dönemdir. Bu dönemde süt miktarında artış ve  kuru madde tüketiminde azalma aynı anda gözlemlenir. Artan süt miktarına karşın oluşan besin madde ihtiyacını tam olarak karşılayamadığımız durumlarda ineklerimizde negatif enerji dengesi gözlemlenir. Negatif enerji dengesinde kandaki glukoz seviyesi düşer, vücuttaki yağ rezervlerinin mobilizasyonu hızlanır. Yağ asitlerinin parçalanması sonucunda açığa çıkan keton cisimcikleri vücut sıvılarında (kan, süt, idrar) birikir.Çoğunlukla beraberindeyağlı karaciğer sendromu ve abomasum deplasmanını getiren bu metabolizma hastalığınaKetozis veya asetonomi denir. Özellikle buzağılamayı izleyen dönemde, yüksek süt veren ineklerin besin madde ihtiyaçlarını karşılamak, yaşanılan büyük sorunlar arasında yer almaktadır. Kuru dönemde yem tüketiminin % 30 dolaylarında azalması, doğumdan sonraki 5 haftalık dönemde hayvanin enerji ihtiyacını karşılamaya yetmemektedir. Bu dönemde süt ile atılan enerji miktarı, yem ile alınan enerji düzeyinden daha fazla olduğu için hayvan negatif enerji dengesine veya ketozise eğilimli olmaktadır.

 Ketozisin klinik ve subklinik olmak üzere iki türü vardır. Klinik ketozis, kan, idrar ve sütte keton cisimciklerinin artmasıyla beraber iştahsızlık, ani kilo kaybı ve kuru diski gibi semptomlarla karakterize iken, subklinik ketozisde bu belirtiler görülmemektedir. Ketozisin hangi karakterde olduğunu tanımlamak, hastalığın tekrar oluşma sıklığını belirlemek için oldukça önemlidir. Örneğin; klinik ketozisin laktasyonun ilk ayında oluşma sıklığı %2 ile 15 arasında değişirken, ayni dönemde subklinik ketozisin oluşma sıklığı % 40 civarındadır. Bu durum da süt veriminin düşmesiyle beraber önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Alınacak bazı tedbirler hem hayvanları hastalıklardan koruyacak hem de daha sağlıklı sürülerle daha verimli ve ekonomik bir yetiştiricilik gerçekleştirilecektir.  Bunun için;

  • Doğumdan önce hayvanlar aşırı derecede yağlandırılmamalıdır. Bu durum güç doğum riskinin yanında, lipid ve karbonhidrat metabolizma bozukluğunu ve ardından ketozisi meydana getirebilmektedir.
  • Geçiş döneminde rasyon besin madde içeriği normal sınırlar içinde olmalıdır. Hayvanlar bu süreç içinde aşırı derecede beslenmemelidir.
  • Hayvanin fizyolojik durumuna uygun bakım ve ihtiyaçlarına yönelik beslenme programı uygulanmalıdır. Özellikle doğum sonrasında yüksek enerji içeren rasyonlar ineklere verilmelidir.
  • Laktasyonun ilk döneminde ani rasyon değişikliğinden kaçınılmalı ve yemlerin hayvanlara alıştırılarak verilmesi sağlanmalıdır.
  • Sürü problemi ile karşılaşıldığında, rasyonda kuru ot oranı arttırılmalı, kötü kaliteli silajlar verilmemelidir.
  • Hastalığın sık gözlendiği sürülerde koruyucu amaçlı rasyonlara niyasin girilmesi ve doğumdan sonra ilk beş gün ağızdan propilen glikol içirilmesi önerilmektedir. Ayrıca monensin uygulamalarının da ketozis oluşumunu önlediği son zamanlarda yapılan çalışmalarda ortaya koyulmuştur.



                                                                                                                 Dr. Veteriner Hekim

                                                                                                                                     Serdar SIZMAZ